KÖYÜMÜZ
HACIMENTEŞ KÖYÜ
 
• Köyümüz Gönen Bandırma yolu güzergahında olup, Çanakkale ye 130 ,Bursa ya 140 km, Manyas üzerinden Balıkesire ise 150 km mesafededir. İstanbul dan karayolu ile 380 km olmasına rağmen ido’yu kullanırsanız Yenikapı –Bandırma arasını 2 saatte katedebilirsiniz , Bandırmadan karayolu ile 40 km (takribi 30 dk) mesafededir.
Köyümüzün kuruluş tarihi tam olarak bilinmemesine rağmen 7. yüzyıla ait eserlere rastlanmıştır. Kafkas-Rus savaşlarından sonra 1864 yılında ana vatanlarından çıkarılan çerkesler (adigeler) Anadolunun çeşitli bölgelerine yayılmışlardır. Gönen civarına gelen( Şhapsığ Abzeh Ubıh ve Kabardey boylarından) çerkesler kendi sülale ve boylarına göre ayrılmışlar, 70 hane civarındaki grup; köyümüzün mevcut yerine ikamet ederek Hacımenteş Köyü adı altındaki kurulumunu sağlamışlardır Geçen süre içinde yaşanan göçler ve diğer sebepler neticesinde şu an 20 haneye düşmüş olan köyümüzde son resmi sayıma göre 66 kişi yaşamaktadır.Köy dışında bulunanlar bu sayıya dahil değildir. 2004 yılında seçilen Rahmi Canbaz halen köyümüzün muhtarlığını yürütmektedir.
KÖYÜMÜZDE BULUNAN SÜLALE İSİMLERİ

Bage Şhapsığ
Tağvho Şhapsığ
Yeftale Şhapsığ
Nivghi Şhapsığ
Bığane Şhapsığ
Psaşe Şhapsığ
Ratuko Şhapsığ
Yakuaş Şhapsığ

GÖNEN CİVARINDAKİ BAZI ÇERKES KÖYLERİ

  • Bayramiç Köyü (Çerkes Mahallesi)
  • Karaağaçalan Köyü (Hamıtekoy)
  • Karalarçiftliği Köyü
  • Armutlu Köyü (Deçenkoy – eski Sıziköy)
  • Dereköy Köyü (Pşexekoy)
  • Muratlar Köyü
  • Tuzakçı Köyü
  • Hacıvelioba Köyü
  • Üçpınar Köyü (Hajeçap)
  • Taştepe Köyü (eski Çerkes Çalıoba Köyü)
  • Çınarlı Köyü (Ubıhkoy - eski Yukarı Keçeler Köyü)



    Balıkesir İli Gönen İlçesi Çanakkale Şehitleri
  • İçin tıklayınız   ...........

     ÇERKESLER

    •Çerkesler, Türkiye'ye Kafkasya'dan gelen Türk dili konuşmayan tüm etnik gruplara verilen genel adlandırmadır. Ancak Türkiye'ye göç etmiş Kafkas halkları kendi arasında pekçok alt gruba ayrılır.
    • Çerkesler diğer isimleriyle Adigeler Kafkas Dağları'nın kuzeybatı eteklerinde, Kuban Irmağı ile güneyde Bzıb (Psıb) ırmakları arasındaki Karadeniz kıyılarında, doğuda Kuban ile Terek Irmağı güney havzalarını kapsayan büyük bir alanda oturmuş olan ve kendilerine Adige adını veren halktır. Ancak Türkiye'de, Kuzey Kafkasya kökenli Adige, Abhaz, Abaza, Çeçen, Oset, Dağıstanlı, vb insanların tümüne verilebilen ortak bir özel addır.Abzah , Bjeduğ , Şapsığ, Hak'uç, Natuhay, K'emguy , Mahoş, Yegerukay, Mamhığ, Besleney, Hatukay ve Kabartaylar , en tanınmış Çerkes topluluklarıdır.

    Tarih
    • Çerkeslerin ataları sayılan Sind-Meot kavimlerinin Kafkasya'daki varlığı, ölü gömme kültüründen gidilerek, M.Ö. 3000'lere değin uzanmaktadır. M.Ö. 2000'lerde tarım ve hayvancılığın yanı sıra bakırı kullandıkları, seramik eşya ve daha sonra da tunçtan aletler yaptıkları bilinmektedir. Meotlar (Adıgece: Mıvıt'; Mıvet'; Mıvt'e; ) olarak adlandırılan kavimlerden geldiği kabul edilen Çerkesler, M.Ö. 8. yüzyılda Kimmerlerle, M.Ö. 6. yüzyılda da kuzeyde İskitlerle, Karadeniz kıyısında da Greklerle komşuydular. İskit ve Greklerle kurulan ilişkiler, ekonomik ve kültürel gelişmenin yanı sıra Çerkes kentleri ve yazısının ortaya çıkmasını da sağladı.

    • M.Ö. 5. yüzyılda merkezi Sindika limanı ya da Grekçe Gorgippia (bugünkü Anapa) olmak üzere Bosporos Krallığı'nın yanı başında,Meotların bir topluluğu olan Sindler tarafından kurulan Sind Krallığı ya da Sindika bulunuyordu. Sindika, varlığını en az bir yüzyıl kadar sürdürdükten sonra, dış saldırılardan korunma amacıyla da, M.Ö. 4. yüzyılda, Bosporos kralı Levkon'un hükümdarlığı döneminde (M.Ö. 349-348) Bosporos Krallığı'na katıldı. Bosporos Krallığı'nın, M.Ö. 3. yüzyılda, ucuz Mısır buğdayının rekabeti sonucu, ekonomik ve askeri çöküş sürecine girmesinden yararlanan İskitler'in izleyicileri olan Sarmatlar, M.Ö. 2. yüzyılda Kuzey Kafkasya topraklarını ele geçirdiler. Bu dönemlerde Çerkeslere Zykh ve Kasog gibi adlar verilmeye başlandı. Çerkesler, Sarmatlar'ı ancak M.S. 1. yüzyılda Maniç ırmağının kuzeyine sürmeyi başarabildiler. Sarmatlar'dan sonra 4. ve 5. yüzyıllarda Alanlar ve Hunlar da bölgeye geldiler.Gotlar, ardından Hun saldırıları sonucu kıyı kentleri ve deniz ticareti yok oldu ve Çerkesler verimli topraklarının hemen hepsini yitirdiler. Hunların çekilmesinden sonra Çerkesler eski topraklarını geri aldılar, kuzeyde Ukrayna ve Kırım'a değin yayıldılar.

    • 1223'de Kafkasya'yı istila etmeye başlayan Moğollar Çerkeslerin bir bölümünü ve Alanlar'ın çoğunu yok ettiler. Bunu izleyen Altın Orda saldırıları sırasında topraklarının büyük bir bölümünü yitiren Çerkesler, buna karşılık Alanlar'ın bazı topraklarını ele geçirdiler. Kuban Irmağı boyunca uzanan bu yeni topraklar üzerinde 14. yüzyılda Kabardey bölgesi oluştu. Altın Orda devletinin yıkılmasından sonra daha önce yitirdikleri toprakların bir kısmını geri alan Kabartay Çerkesleri, bu kez de Kırım Hanlığı'nın baskıları ile karşılaştılar.

    Rus yayılmasının başlaması

    •Kırım Hanlığı'nın Kabartayları ağır bir vergiye bağlaması Kabartay Çerkeslerinin Rusya'ya yaklaşmasına yol açtı. Rusya, 1556'da Astrahan Hanlığı'nı ilhak etti ve Kabartaylarla komşu oldu. Bundan yararlanan Kabartaylar Kırım egemenliğinden çıkıp 1557'de Rus koruması altına girdiler.Bu 1557 yılı olgusu,şimdiki Kabartay-Balkar,Karaçay-Çerkes ve Adıgey cumhuriyetlerinde,"Ruslarla Adıgelerin gönüllü birleşmelerinin 450 yılı" adı altında düzenlenen etkinlikler çerçevesinde 2007 yılı boyunca kutlanmıştır.Ama yine tarihsel Adıge (Çerkesya) toprakları olan Krasnodar Kray ve Stavropol Kray kutlama dışı tutulmuştur
    • Kabartay-Rus dostluğu 18.yüzyıl ikinci yarısına (1774'te Kabardiya ve Osetya'nın,1783'te de Kırım'ın Rusya'ya ilhak edilmesine) değin sürdü.1774 sonrasında Osmanlı-Rus dengesi,Osmanlılar aleyhine bozuldu,onun yerini Batı-Rus dengesi aldı.Osmanlı Devleti,bu yeni denge içinde zayıf bir tampon devlet konumuma geldi.Dolayısıyla Çerkeslere gerekli yardımlarda bulunamadı.

    Osmanlı-Çerkes İttifakı

    •Rus yayılmacılığından kaygı duyan Çerkesler (Adıgeler), 1768-74 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Osmanlılar'dan yana tavır aldılar, ama savaş Rusların, Osmanlıları yenmeleriyle sonuçlandı. Bunun üzerine Çerkesler (Adigeler) Türklerden yardım talebinde bulundular, böylece Türk-Çerkes ittifağının ve Anapa kalesinin temeli atılmış oldu (1781). 1787-91 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Osmanlıların yanında savaştılar, ama Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, Nisan 1807'de Anapa yeniden Rusların eline geçti.
    Rus Hükümeti, üç önemli demokratik Çerkes topluluğunun (Abzah,Şapsığ, kabertay ve Vıbıh),özellikle Vıbıhlar'ın,takas olarak, Ruslarca gösterilen yerlere yerleşmeyi reddetmesi üzerine, Çerkesleri zorla topraklarından çıkarma kararı aldı ve uygulamaya soktu (1862),böylece insanlık tarihinin en acı sayfalarından birini oluşturan Çerkes sürgünü başladı

    • 21 Mayıs 1864'te Ruslar Kafkas Savaşı'nın sona erdiğini Mzımta Irmağı yukarısındaki Kbaada Yaylasında (şimdiki Krasnaya Polyana) bir dini ayin ve askeri tören düzenleyerek ilan ettiler. Çerkesya bu tarihten başlanarak Çerkes nüfusundan arındırıldı Rus işgaline uğramış olan Orta Kuban ve Orta Laba ırmakları solundaki ovalarda küçük bir Çerkes nüfusu, kısmen de iç sürgün yoluyla Kuban oblastında bırakıldı. Bu yerlerde bırakılan Çerkes sayısı 1864'te 80 bin dolayında tahmin ediliyordu , ülke dışına göç ettirme politikasının daha sonra da,sürdürülmesi nedeniyle Kuban oblastındaki Çerkes sayısı 1897'de, 30 bini şimdiki Adigey ve Şapsığ (Tuapse ve Soçi) bölgelerinde, ayrıca 13 bini de şimdiki Karaçay-Çerkesya'da olmak üzere 43 bine düşmüştü.

    Çerkesler Osmanlı topraklarında

    •Asıl Çerkes nüfusu ise deniz yoluyla Osmanlı topraklarına sürgün edildi. Gemilere bindirilen Çerkesler, Karadeniz'in Anadolu kıyılarındaki limanlara (Batum, Trabzon,Adapazarı (Sakarya) Ordu, Samsun, Sinop ve şimdiki Akçakoca) çıkarıldı. Bir bölümü de Burgaz, Varna ve Köstence'ye götürülerek Balkanlar'a yerleştirildi. Göç sırasında açlık ve salgın hastalıklar yüzünden çok sayıda Çerkes öldü. Balkanlar'a yerleştirilen Çerkesler de,1878 Berlin Antlaşması gereğince,yeniden Osmanlı Asyası ve Afrikası topraklarına göç ettirildiler. Bunlar Anadolu, Kıbrıs, Suriye, Ürdün, İsrail ve Mısır gibi boş yer bulunan hemen her yere dağıtılarak yerleştirildiler. Anadolu'ya göç ettirilenler, yoğun olarak Orta ve Batı Karadeniz, Kuzeybatı, Batı, İç Batı, İç Doğu, Orta Anadolu ve Doğu Akdeniz'e, Bingöl ve Bitlis'e yerleştirildiler. Sürgün ve yerleştirme giderleri Osmanlı Hükümeti'nce karşılandı.
    Adıge sürgünü sırasındaki Rus politikası, Çerkes nüfusu bir an önce Rusya sınırları dışına göndermek ve onlardan ebedi kurtulmak biçiminde uygulanmıştır.. Bu yerler açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle, kısa sürede ölüm kamplarına dönüşmüştür.1864'te Türk yönetiminde olan Batum'a 70 bin, Trabzon'a ilk posta 24.700 (19 bini öldü), ardından 63.900 Çerkes (günde 180-250 kişi ölüyordu), Samsun'a da 110 bin Çerkes (günde ortalama 200 kişi ölüyordu) çıkarılmıştır

    • Bu arada salgın hastalıklar nedeniyle İstanbul'a göçmen sokulması yasaklanmış, sevkiyat Balkanlar'a yönlendirilmiştir.
    Kuzey Anadolu limanlarına çıkarılan göçmenler şimdiki Ordu, Samsun, Tokat, Amasya, Sinop, Yozgat, Düzce, Adapazarı, Kocaeli, vb gibi, o zamanlar boş durumda olan yerlere yerleştirilmiştir. Çerkeslere küçük ölçekli ve dağınık yerler tahsis edilmiş, belli yerlerde öbeklenmelerine, özellikle toplulaşmalarına fırsat tanınmamıştır. Toplu yerleşim, sadece İç Doğu'daki Uzunyayla yöresinde (Kabartay, Hatukay, vb) küçük ölçekte gerçekleşebilmiştir. Balkanlar'da özellikle Tuna Irmağının güney boylarında şerit gibi uzayan ve yer yer toplulaşan Adıge yerleşmeleri oluşmuştur. Köstence, Varna, Silistre, Rusçuk, Plevne, Vidin, Niş, Burgaz, Kazanlık, Eski Zağra, Filibe, vb yörelerde, şimdiki Kosova, Makedonya, Arnavutluk ve Trakya gibi yerlerde irili ufaklı Çerkes yerleşim birimleri oluşmuştur. Adıgeler çoğunca köy köy ya da öbek öbek, dağınık halde yeni yerlerine yerleştirilmişlerdir. Şapsığ ve Abzah, daha çok etnik Adıge köyleri oluştururken, Vıbıhlar başka etnik kökenli köylere de yerleşmişlerdir.Şapsığ ve Abzah Gümüşhane,Bingöl ve Bitlis gibi ücra yerler de dahil şimdiki Türkiye'nin 50 kadar iline,Irak, Ürdün,Suriye, Lübnan,İsrail,Kıbrıs,Mısır,Libya Tunus,vb yerlere,Vıbıhlar da,daha az sayıda olmak üzere onların içlerine ya da yakınlarına yerleşmişlerdir.

    •Kabartay, Bjeduğ, K'emguy, Besleney, Abaza ve Nogay gibi, daha önceleri Rus yönetimine girmiş olan yarı feodal toplulukların göçleri daha derli toplu olmuştur. Bunların soyluları mallarını elden çıkarıp köle ve taraftarlarını da yanlarına alıp, öncesinden belirledikleri yerlere göç etmişlerdir. Kabartaylar , daha çok Kayseri (Pınarbaşı), Tokat, Sivas Yıldızeli, Kahramanmaraş, Adana, İçel, Eskişehir, Balıkesir Bandırma, vd illere, Besleneyler Amasya,Çorum,Ankara,Düzce,Sakarya Hendek,vd illere, Barakaylar Bilecik, Sakarya,vd illere, Abazalar Kayseri (Pınarbaşı) ,Adana,Sivas Yıldızeli, Sivas Şarkışla, Yozgat, Eskişehir, Bilecik, Bursa İnegöl, Kütahya, vd illere, Hatukaylar Kayseri Pınarbaşı, Bolu,vd illere, Bjeduğlar Çanakkale Biga'ya, sonraları Balkanlar'dan Suriye'ye, K'emguylar Bilecik Bozüyük'e,Kocaeli ve Düzce'ye,Mahoşlar Samsun'a,Nogaylar Adana ve Osmaniye taraflarına
    Sürgüne tabi tutulan Adıgeler bugün Türkiye,Irak,Suriye,Lübnan,Ürdün,İsrail,Mısır, Kıbrıs,Libya,Tunus,Kosova,vd ülkelerde;buralardan göç etmiş olarak da AB ülkeleri (Almanya ,Fransa, Hollanda ,Belçika, Avusturya,Bulgaristan,vb), İsviçre, ABD (New Jersey, NewYork City ,California,vb), Kanada,Avustralya ve toplam 40 kadar ülkede yaşamaktadırlar.
    1864 sürgünü,Rus yönetimlerince,Rus ve dünya kamuoyundan halen gizlenmekte,konuya bir tür sansür uygulanmaktadır.Rus makamları tarihi bir ülke olan Çerkesya'yı yok ettikleri gerçeği konusunda da derin bir sessizlik içindedirler.

    • 21 Mayıs 1864'te Rusların Kbaada yaylasında düzenlemiş oldukları askeri tören ve dini ayin olayını,Rus milliyetçileri "Kafkas Savaşı"nın sona erdiği bir fetih günü olarak halen her yıl 21 Mayıs'ta Kbaada (şimdi Krasnaya Polyana)'ya da gidip anmaya ve kutlamaya devam etmektedirler.Bunu kınayan Çerkesler de,alternatif olarak "21 Mayıs"ı Kuzey Kafkasya halklarının sürüldüğü ve Çerkeslerin soykırıma uğratıldığı bir "Yas Günü" olarak her yıl anmaktadırlar.

    GÖNEN
    Tarihçe
    • Kaplıcalar çevresinde yapılan hafriyatlar sırasında ortaya çıkan mozaikler, yazılı taşlar sütun başlıkları, madeni paralar gibi tarihi eserler Gönen'in, yerleşim yeri olarak kullanılmasının Milattan Önce'sine dayandığını göstermektedir. M.S. 2. yüzyıl ait bulunan kitabelerde şehrin adı ‘Sıcak Su Şehri, Thermi’, hamamlarda ‘Granikaion Hamamları’ olarak geçmektedir. Bu kitabelerde, sıcak suyun şehir için önemli olduğu ve şifa dağıtan suyun insanlara sunulması için yardım yapan yönetici ve kişilerin isimleri belirtilmektedir. Antik çağlardaki isimleri Asepsus ve Artemea olan ilçe; tarih boyunca çeşitli medeniyetlere de ev sahipliği yapmıştır. Bu nedenle Gönen, oldukça zengin bir kültürel ve tarihi mirasa sahiptir.

    • M.Ö. 14. yüzyılda bir köy olarak kurulduğu tahmin edilen ilçede; Osmanlı dönemine kadar, Truvalılar, İyonlar, Lidyalılar, Persler, Helenler, Bergama krallıkları ile Roma ve Bizans devletlerine ait halkların yaşamlarını sürdürdükleri tahmin edilmektedir. Uzun süre Bizans yönetiminde kalan bölge, 13. yüzyılda Anadolu Selçuklularının eline geçmiş, bu Devletin dağılmasından sonra Karesi Beyliği yönetiminde kalmış ve nihayet 1334 yılında Osmanlı idaresine katılmıştır.
    İlçe; Osmanlı hâkimiyetine girmesinden sonra, Bolu yöresinden gelen Akçaali, Rüstem ve Malkoç beylerine ait aşiretlerin yerleşimiyle, eski Artemea şehrinin kalıntıları üzerinde, 14 yüzyıl başlarında oluşmaya başlamıştır.

    • 1859 (H. 1275) yılında Kırım ve Kafkasya’dan, 1877-1878 (H. 1293) yılında Rumeli ve Balkanlar ile Kafkaslardan gelen göçmenlerle nüfus artmış ve yeni mahalleler kurulmuştur Göçle gelenlerin bir kısmı ilçe merkezine yerleşirken büyük bir bölümü köylere yerleşmiştir. 1382 yılına kadar Erdek Kazasına bağlı iken, 1398 yılında da müstakil kaza haline gelmiştir.

    •1881 de ilçe olan, 1885 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur. Gönen; 1920'de Yunan işgaline uğramış, 6 Eylül 1922'de düşman işgalinden kurtarılmıştır.
    Gönen ve çevresinde daha çok Kafkas göçmenleri (Çerkes) ve Balkan göçmenleri (Muhacır) vardır. Yerli Türk ahalisine ise Manav olarak tabir edilen Türkmenlerdir. Bazı yerleşim birimleri ise Yörük köyü olarak tanımlanır.